paylaştıklarım

paylaştıklarım

blogta yazdıklarımın hiçbir kurum kuruluş yada siyasi olışumla ilgisi yoktur.

sevgili babama (ilk öğretmenime)

5/6/2008


Rakamlara güvenmeden , tarihler de vermeden hiç kendimi sıkmadan sınırlar koymadan tamamen düz yazı şeklinde ve tamamen sesli düşünüyor gibi yazacağım

Çocukluğuma rastlardı emek deyiminin bir anlamı olduğu yıllar, babamın bilmem kaç yüz lira olan öğretmen maaşı ile kardeşimle bakkalcılık oynardık. Çocukluk işte biraz oynayıp vazgeçerdik sonra rahmetli annem gelir, bizim oynarken birazda hor kullandığımız kağıt paraları (en büyüğü sanırım 100 lira idi) toparlar ve
- babanızın bir aylık emeği bunlar, derdi oysa bizler o yaşlarda bir aylık emeği algılayacak yaşlarda değildik ama emek kutsal bir şey gibi gelirdi babam kutsal bir iş yapardı ve aldığı maaş kutsal bir işin karşılığı olduğundan kutsal sayılırdı. Kardeşimle bana en çok çarşıdan Garip Hasan amcanın haftada bir getirdiği beyaz francala ekmek kutsal gelirdi. Köyde herkes esmer undan yapılan ve köy ekmeği diye adlandırılan ve bir iki gün içinde bayatlayan, her evin önünde olan fırınlarda yapılan ekmeği yerken bizler beyaz ekmek yerdik. (Bizim ekmeğimiz daha kutsal gelirdi çocukluk işte)

O yıllarda ne olacaksın? diye soran büyüklerimize sıkılarak öğretmen derdik öğretmenlik kutsaldı öğretmen önemsenir saygı duyulur hatta korkulurdu. Emine abla vardı, babamın öğrencisiydi ilkokulda,liseyi öğretmen okulunda okuyordu hiç unutmam bir gün Emine ablanın babası babama ;
- Öğretmenim (o zaman adı öğretmendi öğretmenlerimizin şimdi hocam
Oldu) sizin bu çocuklar üzerinizdeki emeğiniz, hakkınız ödenmez demişti.
Yine bir gün babam anlatmıştı. Ağustos ayı sonları idi kahvede arkadaşlarımla oyun oynarken küçük bir erkek çocuk yanıma geldi ve kulağıma eğilerek öğretmenim ablam bunu size gönderdi diyerek elime ortasından katlanmış bir kağıt bıraktı.Kağıdı açtım üzerinde şöyle yazıyordu.
-Öğretmenim babam beni okutmak istemiyor.Ben okumak istiyorum ben öğretmen olmak istiyorum bana ancak siz yardım edebilirsiniz. Babamla konuşun öğrenciniz Aysel K. okuyunca gözlerim doldu arkadaşlarım garip bir şey olduğunu anladılar soran gözlerle bana bakınırken karşımda oturan oyun arkadaşım ve notu yazan öğrencimin dedesine kağıdı verdim okudu hiçbir şey söylemeden masadan kalktı öğrencim o sene ortaokula başladı. Daha sonra tayinim çıktı ve ayrıldık Yıllar sonra bir gün yolda karşılaştığım genç bir kız bana doğru gelerek boynuma sarıldı yanındaki üsteğmene ve bak hayatım sana benim okumamı sağlayan babam kadar sevdiğim Adnan Öğretmenimi tanıştırayım dedi birlikte sarıldık ve yolda ağladık............

Babam hayatımda hep öğretmenim olmuştur. Oldukça uzun bir öğretmenlik hayatından sonra emekliliğini istediğinde neden çok sevdiğin mesleğini bırakıyorsun? diye sordum bana yanıt olarak
-Oğlum öğretmenlik emek ister ilkokul öğretmenliği hiç bir şeye benzemez öğrenciye evi dışındaki en yakını sensin verimli olacaksın
Ben oturarak yada açın kitabı okuyun diyerek ders geçiremem eğer bunları yapamayacak kadar yorulmuşsam idealimdeki kadar faydalı olamayacaksam ayrılmak en iyisi demişti.

Sevgili babam ALLAH sana uzun ömürler versin kutsal emeğini ödeyebilmek için senin öğrettiklerinle senin gibi ilerliyoruz.
VERDİĞİN HER ŞEY İÇİN TEŞEKKÜRLER

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

HALA İÇİMİZ YANIYOR

27/4/2008

10/10/2007 tarihinde kendi internet sitemde yayınladığım bu yazıyı yine şehit vermemiz üzerine burada tekrarlıyorum

 

Nezor ...........
hangi ananın yüreği dayanabilecek bu acıya ........... vurun emrini veren mi daha cani yoksa tetiği çekenmi ?

oysa ölen henüz öyle gençki insanın içi acıyor......bu kaçıncı şehit bu kaçıncı yıkılan umut bu kaçıncı yarım kalan düş............

saat 21:00 gibi haberim oldu 13 kardeşimin şehit olmasından (sonra sayı 15'e çıktı)hiç olmasın isterdim ne bayram öncesi yıkılsın umutlar ne bir başka zaman; ama yine devredeydi umarsız düşman, yine kan damlayacaktı ellerinden, yıllardır yaptığı gibi benim kardeşlerimi seçti benim analarımı ağlattı hepsinin ayrı umutları ayrı hayalleri vardı oysa, amaçları birdi bu ülkenin bölünmez (bölünemez)bütünlüğünü korumak sonrada kendilerini dört gözle bekleyen sevdiklerine kavuşmak olmadı ateş düştü onların toprağa düşmesiyle yüreklerimize en çokta onbeş ocağı yaktı kahpe kurşun, en çok onbeş sevdalı yüreği sildi aldı (bu dünyada yaşarken) yaşamaktan...................................

Ne zor şimdi analar bacılar ve en çokta eşler için artık onlara ne bayram gelir ne yüzleri güler

Ülkeyi yönetenler ise durumdan vazife çıkartmaya mecbur olmaktan dolayı bir hayli gergin ama kararlı görüntü çizerek evet biz bu konuyada hakimiz izlenimi vermeye çalışıyorlar.Asker her fırsatta üstüne basa basa bunun ucu Iraka'a operasyona gidiyor ve bu gerekli demişti. Ancak yönetilerek yönetenler bu kararda değildi ve K.Irak'a girmek çözüm olamazdı Şimdi girin K.ırak'a ve şehit olan onbeş kardeşimi getirin verin analarına, kavuşturun gözü yaşlı çocuklarına ................................,

Y.Özdil 09/10/2007 tarihli yazısında diyorki

Başbakan, Genelkurmay Başkanı'na başsağlığı telgrafları gönderdi, "Derin üzüntü duydum, aziz şehitlerimize Allah'tan rahmet, şahsınızda Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza başsağlığı dilerim" dedi.

30 hazirandan buyana bu başsağlığı telgraflarından öyle çok gönderilmiş ki aklı selim artık bu başsağlığı mesajlarının kanayan yaraya pansuman olmadığını ve yaranın kanamadan önce korunması gerektiğini biliyor.Şİmdi K.ırak'a girelim sesleri ayyuka çıktı birde hayır Türkiye girmesinciler var İçimden girmesinde daha çokmu ölelim demek geçiyor ancak sonuçları sadece askeri olmayan ekonomik ve politik birçok olayları da beraberinde getirecek kararı verirken elimizdekileri korumayı başarabilelim
Bunun içinde başta ekonomik siyasi v.b. konularda dışa bağımlılığın önüne geçilecek ciddi politikalar hayata geçirilmelidir.Türkiyenin kurtuluşu ULUS anlayışının yeniden ülke insanımızın gönlüne yerleştirilmesi ile olacaktır. Bunun yolu ise AKP değildir.
Devletimizin başı sağolsun
deniz demiral

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BAYKAL ; MUHALEFETİN HALA BAŞBAKANI

27/4/2008
Kategori: guncel siyaset

10.kez CHP Genel Başkanı seçildi. Ve demokrasinin zaferi ilan edildi genel başkan seçilmesi.( ders olarak nitelendirildi) Şeytan tüyü olmasından dolayı mı seçildi yoksa delegenin diktatör sevgisinden mi ...........Aslında beni en çok şaşırtan diğer aday adaylarının bu kadar güçsüz kalmış olmaları. Bunu ülkemizin geleceği açısından ciddi bir tehlike olarak değerlendiriyorum. Parti içi demokrasi var yada yok bu yazımda bu konuya girmeyeceğim ancak eminimki artık danışıklı döğüş izlenimi veren  Baykal'ın parti başkanlığına sevinen bir iktidar var biliyorlar ki Başkal Başkan(muhalefet başbakanı) olduğu müddetçe  kendileri iktidar olacaklar. Ülkemiz günden güne içinden çıkılmaz sorunlar yumağına dönüşen bir cendereye düşürülmesine  kişisel çıkarlar uğruna göz yumuluyor. Bazılarının hedefleri küçük ömür boyu muhalefet olmak yetiyor.............

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

sana dair 1

22/4/2008

YOK KARŞILIĞI BU AŞKIN  KENDİ YOLUNU ÇİZ NEOLUR DEMİŞTİN KİMBİLİR KAÇ KEZ  BENSE SAĞIR MİSALİ HEP YAKININDA OLMA YOLUNU SEÇMİŞ

BIRAK BENİM TERCİHİM BU DİYE SANA YAZMAYA DEVAM ETMİŞTİM.

 

BİRKERESİNDE  GECE YARISI SANA YAZDIKLARIMI DEFALARCA

OKUDUĞUNU VE ÇOK ETKİLENDİĞİNİ  YANINDA OLABİLSEM BOYNUMA SARILMAK İSTEDİĞİNİ YİNE SEN SÖYLEMİŞTİN. OYSA OLMAMIŞTI BİRTÜRLÜ

YOKTUM HİÇ KALBİNDE HİÇ SEVGİLİN OLAMAMIŞTIM

 

YAZDIKLARIM İSE SADECE SENİN GÖNLÜNDE BEĞENİ ÖTESİNE HİÇ GEÇEMEMİŞTİ.

BEN YANLIZLIĞI SEVİYORDUM YANLIZLIĞIM BANA SENİ HATIRLATIYORDU

 

 

SENİN OLABİLMEK İÇİN HEP YANLIZLIĞI SEÇİYOR SONRADA SANA YAZARAK SENİNDE BENİ SEÇMENİ BEKLİYORDUM YAZDIKLARIMI OKUYOR HATTA SAKLIYORDUN AMA SADECE OKADAR SENİN RUHUNA BİR TÜRLÜ İNEMİYORDUM .

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı